Ana SayfaHakkındaYazılarBlogFotoğraflarİletişimEnglish
 
 

Sayıların Gizemi


Bin yıllardır insanları uyumu ve gizemiyle etkilemiş olan sayılar, günümüzde de matematik biliminin ötesinde büyü ve sihir gibi farklı amaçlar için kullanılıyor ve tüm dinsel geleneklerde gizli anlamlara işaret ettiklerine inanılıyor. Ünlü “Lost” dizisindeki 4, 8, 15, 16, 23 ve 42 rakamları dizi boyunca birçok gizemin kaynağı; Jim Carrey’in son filmi “23 Numara” ise 23 sayısına takıntılı bir insanı anlatıyor. Sayıların gücü sadece sırlarında değil, doğada da görülüyor; örneğin ağaçların dallanması ve yapraklanması“Fibonacci dizisinin” sayılarını izliyor; insan bedeninde, deniz kabuğu veya kozalağın spirallerinde ise “Altın Oran” görülüyor. 


Sayıların gizemi yüzyıllardır insanları büyülüyor, günümüzde de sayıların etkisinde olan insanlar azımsanmayacak sayıda... Farz-ı misal, ünlü aktör Jim Carrey'in, 23 Ocak 2006’da çekilmeye başlanan, 23 Şubat 2007’de gösterime giren “23 Numara” filminde başrolü oynaması tesadüf değil, çünkü kendisi de 23 sayısının gizemine inanıyor; hatta sahip olduğu şirketin adını “JC23 Entertainment” olarak değiştirmiş. Asal bir sayı olan 23 hakkındaki ilginç ayrıntılar ise şöyle: Eski Ahit’e göre, Adem ile Havva’nın 23 kızı var; Tapınak Şövalyeleri’nin ise 23 Büyük Üstadı... Mayalar dünyanın sonunun 23 Aralık 2012’de (20+1+2 =23) geleceğine inanıyordu. İnsanlarda cinsiyeti belirleyen 23. kromozom. William Shakespeare 23 Nisan 1564’te doğmuş, 23 Nisan 1616’da ölmüş. Amerika 11 Eylül 2001 tarihinde terörist saldırıya uğradı. (9+11+2+0+0+1=23)

23 sayısı ünlü Lost dizisinde de geçiyor. Dizide her 108, yani sayıların toplamı kadar dakikada bir bilgisayara girilmesi gereken, aksi halde adada “kıyamet”in kopacağına inanılan 4, 8, 15, 16, 23 ve 42 sayılarının neye işaret ettiği üzerine de internette binlerce site mevcut. Bu sayıların, insanlığın sonunu tahmin etmek için kurulmuş Valenzetti denkleminin kilit değerleri olduğu söyleniyor ve kahramanlarımız 108 dakikada bir bu sayıları bilgisayara giriyor; sayılar girilmediğinde ne olacağını ise 3. sezonu izlemeye başlayanlar seyrediyor.

Sayılara gizem atfedilmesi insanlık tarihi kadar eski. İlk zamanlarda sayılar, astroloji ile birlikte ele alınıyor ve kehanet ve fal için kullanılıyordu. Babil, eski Japon ve Çin metinlerinde bu alana ait bilgiler bulunuyor. Afrika kabileleri, Amerikan Kızılderili uygarlıkları ve eski Hintliler de sayıların gizemine inanıyordu. Mayalarda, eski Hint ve Çin geleneksellerinde bu etkiler zirveye çıkmış. Eski Mısır’da da sayılar önemliydi; özellikle 22 sayısına çok önem verilirdi ve dinsel ritüellerde kullanılırdı. Mısır’ı ziyaret eden Pisagor da bu sayının önemini öğrenmişti. İ. Ö. 580’de Sisam adasında doğan Pisagor ve öğrencileri, günümüzde tüm kültürlerde ilgi gösterilen evrendeki, olaylardaki ve insanların hayatındaki sayılarla ilgili gizli ilkeleri keşfetmeyi amaçlayan sayı bilimi numerolojinin temellerini atmış. Annemarie Schimmel, “Sayıların Gizemi” isimli çalışmasında, şöyle diyor: “Pisagorcular özellikle tek ve çift sayılar arasındaki ilişkiden büyülenmişti; … evrendeki her şeyi iki kategoriye bölecek kadar ileri gittiler: Tek sayılar sağ tarafa ait olup sınırlı, eril, kalanlı, doğrulu, ışık saçan ve iyilik dolu; çift sayılar ise sonsuz gök küresine ait olup, sınırsız (sonsuzca bölünebilir), çok katlı, sol taraf, dişil, hareketli, yalan dolu, karanlık, kötüydü…” Schimmel tek sayılara duyulan bu tutkunun ayin, dua, büyü ve sihirlerde etkin olduğunu belirtiyor: “Büyü edimleri 3 veya 7 defa yapılıyor ve bir dua ya üç defa yineleniyor ya da üç defa amin denilerek bitiriliyordu. Büyücü hekimler hastalarına tek sayıda hap verirdi. Büyü düğümleri tek sayılarla bağlanırdı.”

Üç büyük dindeki gizemci eğilimleri derinden etkileyen Pisagorcular, karışık bir sayı gizemciliğine sahip Yahudi Kabalası’nı da etkilemiş. Kabala’da ‘Bir’ kendisini 10 ‘sefirot’a bölmüş; İbrani alfabesindeki 22 harf, sefirotlar arasında köprü görevi üstleniyor ve aralarında gizemli bağlantılar var. Schimmel, astrolojik fikirlerle birleştirilmiş sayı sembolizminin Orta Çağ düşüncesine de damgasını vurduğunu ve Kilise’nin bunu bol bol kullandığını belirtiyor. Sayıları esas alan alegoriler aracılığıyla yapılan İncil yorumlarının 19. yüzyıla kadar varlığını koruduğunu ve sayı gizemciliğinin genel olarak Ortaçağ ve Rönesans Avrupasında önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.

İslamiyet’te harflere nümerik değerler vererek yapılan çalışmalar, “ebced hesabı” adıyla biliniyor. Prof. Dr. İsmail Yakıt “Türk –İslam Kültüründe Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme” adlı çalışmasında ebcedin günlük ihtiyaçlar ve haberleşmede, isim sembolü olarak (Sayı değerleri aynı olan kelimeler arasında ilişki kurmak; Örnek: Muhammed 92, Aman 92, Mevlevi 92) çocuğa isim verilirken, kitap ve makalelerde, resmi devlet kayıtlarında, ilimlerde, gizli ilimlerde (büyü ve muskalarda, burçları öğrenmede, define aramada), tasavvuf ve din ilimlerinde, musikide, tarih düşürmede kullanıldığını belirtiyor. İslami gizemcilikte 10. yy’da Basra’da yaşayan İhvan-üs-safa, Saflık Kardeşliği grubu sayıların gizemine inanıyordu. Onlara göre sayıbilim, her şeyin temelini oluşturan birlik ilkesini anlamanın bir yoluydu. Doğanın üstünde bir bilimdi ve diğer bütün bilimlerin kökeniydi. İhvan-üs-safa için gezegenlerin sayısı olan 7 ve burç sayısı olan 12 özellikle önemliydi. Ayın tam bir dönüşüne denk gelen ve Arap alfabesinin harf sayısı olan 28 ise sayıların en mükemmeliydi. Bu grup çalışmalarında Pisagorcu görüşleri geniş çaplı kullanmış.

Kendinden sonraki tüm gelenekleri etkileyen Pisagor sayılara aşıktı, matematikte dik üçgen teoremi ile ünlüdür; ancak bu teoremi Çinlilerden öğrendiği söyleniyor. Zaten matematik Çin ve Mezopotamya’da başlamış, zamanla İskenderiye ve Ege kıyılarına taşınmış; sonrasında ise Araplar ile tekrar Mezopotamya’ya gelmiş. Bu dönemde, iki ünlü isim var: El Harizmi ve rubaileri ile ünlü Ömer Hayyam. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Sinan Sertöz, “Matematiğin Aydınlık Dünyası”nda şöyle diyor: “Ömer Hayyam, tesadüf eseri başladığı matematikte, kendisinden yüzyıllar sonra bulunan ve Avrupa'da başka matematikçilerin adıyla anılan pek çok sonucu 11. yüzyılda bulmuş. Fakat bunları pazarlamasını beceremediği için bu teoremlerin hiçbirinde onun adı yok.” El Harizmi ise “Aktarma ve Kısaltma Bilimi” kitabıyla cebirin başlangıcını yapmış. 800’lerde sıfırı hesap yapmak için ilk kullanan kişi de El Harizmi. Ünlü İtalyan matematikçi Leonardo Fibonacci, Harizmi'yi Latince'ye çevirmiş.

Doğa ve sayı ilişkisinin “gerçek”liğine dair Fibonacci sayıları ve Altın Oran’dan bahsetmek, gizemli şeylere meraklı olmayan okuyucuların da dikkatini bu habere çekmeye yeter sanırım.  Fibonacci’nin bir arkadaşının tavşan çiftliği vardı ve her üreme döneminde en az kaç yavru beklemesi gerektiğini hesaplayamıyordu. Tavşan çiftliğinde başlangıçta bir çift tavşan olduğu, her üreme döneminde dişi tavşanın biri erkek, diğeri dişi olmak üzere 2 tavşan yavruladığı tezinden hareket eden Fibonacci, kendinden önce gelen 2 rakamın toplamından oluşan bir dizi elde etti: 1, 1, 2 ,3 ,5 , 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144… İlginç olan şu ki, doğada pek çok bitki büyüme prensibi olarak kendisine Fibonacci sayılarını seçmiştir. Her farklı nesilde kaç tane dal olduğunu sayarsanız birçok bitkide yine aynı sayı dizisi karşınıza çıkar. Bir ayçiçeğine dikkatli baktığınızda çekirdeklerin spiraller oluşturduğunu görürsünüz. İşte ayçiçeğinde saat yönündeki spirallerin sayısı 21, 34 veya 55, ters yöndekilerin sayısıysa 34, 55 veya 89'dur. Kozalakta bu sayı 5 ve 8 veya 8 ve 13; ananas meyvasında 8 ve 13, papatyanın orta kısmındaki floretlerde ise 21 ve 34’tür. Tütün bitkisinde Fibonacci sayıları farklı bir şekilde karşımıza çıkar; seçtiğiniz bir yaprağın yönünde bir yeni yaprağa rastlayıncaya kadar geçen tur sayısı ile aradaki yaprak sayısını saydığınızda, 5 turda 3 yaprak, 8 turda 5 yaprak veren filizler vardır. Diğer bir çok bitkide de filizlenme bu şekilde olur; çayır bitkileri, bataklık bitkileri, meyve ağaçları, muz türleri, soğangiller gibi…

Fibonacci dizisinin ilginç yanı, sayılar büyüdükçe doğada bir çok canlının ve cansızın şeklinde ve yapısında bulunan özel bir oran olan Altın Oran'a, yani 1,618’e yaklaşmasıdır. Altın Oran, insan gözüne çok hoş gelen bir oran olduğu için sanatta sıkça başvurulmuş. Mısırlılar Keops Piramidi'nin, Yunanlılar Parthenon tapınağının tasarımında, Mimar Sinan ise  Süleymaniye ve Selimiye Camileri'nin minarelerinde Altın Oran'ı kullanmışlar. Leonardo da Vinci, bir çok eserine Altın oranı yerleştirmiş, Rönesans sanatçıları tablolarında ve heykellerinde yararlanmışlar. Sessiz sinemanın ünlü yönetmeni Eisenstein, Potemkin Zırhlısı filmindeki dramatik öğeleri altın orana göre yerleştirdiğini söyler. Ve ilginç bir ayrıntı: Bugün kullandığımız kredi kartlarının boyutları da Altın Oran’a sahiptir. Bir kovanda yaşayan dişi arıların sayısının erkeklere oranı da 1,618’dir. Ancak asıl hayret verici olan, bedenimizdeki Altın Oran’lar. Örneğin boyumuzun bacak boyuna, beden boyumuzun kolaltı beden boyumuza oranı; ideal ölçülere sahip bir insan yüzünün ise yüz yüksekliğinin yüz genişliğine, ağız genişliğinin burun genişliğine oranı…
Tüm bu “gerçek” sayısal verilerden sonra insan, Pisagor, “Mükemmel işleyen evren, sayıların gücüyle düzenlenmiştir.” Derken haklıydı belki de demekten alamıyor kendini…



Sayılar ve gizemleri

1 –İlişkiyi, bütünlüğü ve birliği kapsar. Hint geleneğinde Başlangıçsal Bir’in, bir ikincisi olmayan ilahinin simgesidir. Eski Çin’de Bütünü, Mükemmeli, kutupsallığın ötesindeki Mutlak’ı temsil eder. Müslümanlıkta Allah’ın adının ve Arap alfabesinin ilk harfi olan ‘elif’in sayı değeridir.

2 – Dinsel geleneklerde ayrılma, mutlak ilahi birlikten ayrı düşme anlamına gelir ve yaratma sözcüğüyle bağlantılıdır. Çelişki ve antitez sayısıdır, uyuşmazlıklara yol açtığına inanılır ve büyüde çok ender kullanılır. 2 yalnızca yaradılışta devreye girer çünkü kutupsallık olmaksızın maddi yaşamın varolmayacağını ifade eder.

3 – Yeni bir bütünleşmeye yol açar, 2’nin düalitesini olumsuzlamaz, ancak üstesinden gelir. Lao-tzu şöyle der: “Tao birliği oluşturur, birlik ikiliği, ikilik üçlüğü ve üçlük her şeyi oluşturur.” Dinler tarihindeki önemli rolü üçlemeli Tanrıları oluşturmuştur. MÖ 3. binyılın başlarında Sümer Tanrıları Anu, Enlil ve Ea göğe, havaya ve yere karşılık geliyordu. Eski Babil’de Sin (ay), Şamaş (güneş) ve İştar (Venüs) astral üçlemesine tapılırdı. Hristiyanlıkta Teslis inancı (baba-oğul-Kutsal Ruh), Müslümanlıkta Şiiler arasında ise Allah-Muhammed-Ali üçlemesi yaygındır ve Allah’ın hakkı üçtür!

4 – Maddi düzenin sayısıdır. 4 yön ve 4 rüzgar birlikte yeryüzündeki yaşamın tamamı için gerekli koordinatları sağlar. Maya geleneğinde her şey sırayla renklerle özdeşleştirilen 4 temel noktayla ilgilidir. Hıristiyanlıkta, Hinduizmde ve Müslümanlıkta cennetin 4 ırmağı olduğuna inanılır. Çin’de ölüm anlamına gelir ve uğursuz sayıdır. Kuzey Amerikan Kızılderililerinin bir kısmı 4’ün kendi sistemlerinin temelini oluşturan sayı olduğuna inanırlar.

5 – Genellikle insan yaşamıyla ve 5 duyuyla bağlantılıdır. Eril 3 ve dişil 2nin birleşimi olarak erkek ve kadının birliğinin, bazen de evliliğin sayısıdır. Eski Çin’de uğurludur, dünyadaki bütün hayatın 5’i esas aldığına inanılır. Mayalar için anahtar sayıydı, Tanrıları biçimsel olarak 5 katlıydılar. 5 köşeli pentagram büyülerde kullanılır.

6- Kadim ve Yeni Platoncu sistemlerde hem toplamı hem parçaları açısından en mükemmel sayıdır; 1+2+3 veya 1x2x3 ile elde edilebilir. Tanrı dünyayı 6 günde yaratmıştır. Hz. İsa haftanın 6. gününde çarmıha gerilmiştir ve günün 6. saatinde sonra ermiştir. Yaratılışın 6 döneminin 6 yüce meleksi varlıkla, Amesha Spenta’larla bağlantılı olduğu Zerdüştlükte önemli rol oynar.

7- 4 elementi kuşatan duyusal güçlere karşılık gelen maddi dörtlemeyle (hava=zeka, ateş=istenç, su=duygular, toprak=ahlak) birlikte yaratıcı ilkelerin üçlüğünü(aktif zeka, pasif bilinçaltı ve işbirliğinin düzenleyici gücü) içerir. İnsanın 7 yıllık aşamalarla geliştiğine inanılır. Çinde dişil yaşamla bağlantılıdır. Babil’de gezegenlerin sayısıdır ve bolluk ve bereket sembolüdür. Mayalar görün 7 katlı olduğuna inanırlardı. Mısır’da cennete giden 7 yol ve 7 cennetlik inek vardı. Büyü sayısı olarak kullanılır; Süleyman’ın 7 mührü İslami büyücülükte yaygındır.

8- Şans getiren bir sayı olarak görülür. Tanrıların sayısı olara kullanılışı Babil’e kadar uzanır. Cennet’le bağlantılıdır, Müslümanlıkta 7 cehennem, 8 cennet vardır. Kadim Çinde bir sanatın, bilimin ya da dinin 8 sıfatına çok sık rastlanır; Budizmin 8 sembolü, Konfüçyüsçülüğün 8 amblemi, Taoculukta ölümsüzlerin 8 sembolü vardır.

9- Acı çekme ile bağlantılıdır çünkü Hz. İsa günün 9. saati ölmüştür. Daha çok Hint-Germen ve Türk-Moğol gelenekleriyle bağlantılıdır. Bu geleneklerin çoğunda 9 gök vardır. Eski Meksika’da 9 ölüler diyarının, yeryüzünün ve kadının sembolüdür. Eski halk masallarının çoğunda kahraman 9 kat güçlüdür ve 9 önemli görevi yerine getirmek zorundadır.

10 – Pisagorcular için her şeyi kapsayan, her şeyi sınırlayan ‘ana’ydı. Yahudilikte İsrail’e 10 emir verilmiş, Zohar’a göre dünya 10 sözcükle yaratılmıştır. 10. Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Sülayman hicretin 10. yüzyılının dönümünde doğmuş ve 10 çocuğu olmuştur.

13- 13’ün uğursuzluğunu Hıristiyanlar Hz. İsa’ya 13. havarisinin ihanet etmesiyle açıklar.  Bu gelenekte genel olarak cadılık ve kara büyüyle bağlantılıdır, cadılar genelde 13’lü gruplar halinde görülür. Ancak eski Meksika’da göksel kürelerin sayısı olan 13, güneşi ve eril gücü sembolize ederdi; Maya ve Musevi geleneğinde de 13 kutsal ve uğurluydu.

33 – Hz. İsa yeryüzünde 33 yıl yaşadığı, Davud’un hükümdarlığı 33 yıl sürdüğü için Hıristiyanlıkta özel bir önemi vardır. İslam’da Allah’ın 99 adı vardır ve bunlar 33 boncukla yapılan tespih yardımıyla söylenir.

40 – Başlangıçtan beri yazgıyla bağlantılıdır, kutsal metinlerde 40 gün veya 40 yıl gibi kullanılır ve bekleme ve hazırlanma süresi, arınma dönemidir. Hz. Musa dağda 40 gün geçirmiş, Hz. İsa 40 gün çölde İblis tarafından sınanmıştır. Hz. Muhammed 40 yaşında peygamber olmuştur. Tanrı’nın Adem’in çamurunu 40 gün yoğurduğuna, dünyanın sonu yaklaştığında Mehdi’nin dünyada 40 gün kalacağına inanılır.

(Kaynak: Annemarie Schimmel; Sayıların Gizemi)



Büyü için Sihirli Kareler

İslami gelenekte çok yaygın olan sihirli karelerin eski Çin’de doğduğuna inanılıyor ve 15. yüzyılda Batı’ya ulaştığı tahmin ediliyor.

4 9 2
3 5 7
8 1 6

Eski Çin’de çok değer verilen ve İslami gelenekte çok yaygın olan bu kare, 5’in çevresine öbeklenmiş, bütün yatay ve dikey satırların toplamı 15. Köşelerde çift sayılar, aralarında ise tek sayılar var. Bu karenin içerdiği 9 harfin eski Sami yazılımıyla, harflerin sayı olarak alınmasından bugüne dek kullanılan Arap alfabesinin ilk 9 harfi olup, Adem’i gösterdiğine inanılırdı. Ortadaki 5’in çevresindeki sayılar farklı sıralamalarla düzenlenebilirdi ve farklı özelliklerine göre büyüde kullanılırdı. Araplar büyük karelere de büyük güçler atfetmişti. Doğurma halindeki bir kadını gösteren belli kareler vardı; bunlar doğumu kolaylaştırmak için kadının dölyatağının üzerine yerleştirilirdi. Bir çok Türk ve Hint ülkesinde savaşçıların gömleklerinin üstüne işlenmiş kareler de vardı. Böyle bir gömleğin 40 bakirenin sırayla çalışmasıyla yapılması zorunluydu. Kareler Allah’ın isimlerine göre ya da Kur’an surelerinin başlangıcında bulunan gizemli harflere (kef, he, ye, ayın, fe) göre düzenlenebilirdi.
(Kaynak: Annemarie Schimmel; Sayıların Gizemi)



Sayılarla kader analizi

Vera F. Birkenbihl, Omega Yayınları tarafından yayınlanan “Hayatımıza Yön Veren, Geleceğimizi Belirleyen Sayılar- Numerolojinin Eşliğinde Kader Analizi” kitabında numerolojiye dair bir çok konuyu ele alıyor. Meraklısına faydalı bir rehber olan kitaptan kader sayımızın hesaplanması ve yorumu kısaca şöyle:

• Doğum tarihinizi tam olarak yazarak toplayın. Örnek: 14 Mayıs 1974, 14+5+1974=1993

• Sonucu oluşturan rakamları, tek haneli sayı elde edinceye kadar toplayın. 1+9+9+3=22;
2+2=4

* Kader Sayısı 1: Öncü- Aydın- Erkek
Doğuştan lidersiniz. Olumlu bir karakteriniz ve güçlü bir kişiliğiniz var; yaratıcı bir insansınız. Hayattaki parolanız yükselmek ve başarmak.
* Kader Sayısı 2: Yardımsever- Duygusal- Kadıncıl
İnce ve kibar bir insansınız. Hayatınızın parolası işbirliği. Sizi en çok uyumsuzluk ve dargınlıklar rahatsız eder. Bu yüzden barışı ve huzuru sağlamaya çalışırsınız.
* Kader Sayısı 3: Sanatçı- Aşk İnsanı 
Benlik karmaşası içinde yaşıyorsunuz. Manevi, ve ruhsal şeyler hayatınızda önemli rol oynuyor. Çok yönlü ve yeteneklisiniz.Tatlı dilli, güleryüzlü bir insansınız.
* Kader Sayısı 4: Yapıcı- Kurucu- Örgütleyici
Hayatınızın parolası eşitlik ve adalet. Yardımseversiniz. Sorunlar karşısında metotlu çalışır mantıklı davranırsınız. Bazen belli görüşlere saplanmak tehlikesiyle yüzyüze gelebilirsiniz.
* Kader Sayısı 5: Yazar- Deneyimler Toplayıcısı
Neşe ve enerji dolusunuz. Hayat sizin için macera ve heyecan demek. Özgürlük sizin için en temel hak. Ruh zenginliği olan zeki bir insansınız, sözcükleri kullanmada ustasınız.
* Kader sayısı 6: İnsan Dostu- Öğretici
Çok soylu idealleriniz var. Hedefiniz her zaman başkalarına yardım etmek. Güzellik ve ahenk sizin için çok önemli. Güzel sanatlara, özellikle müziğe derin ilginiz var.
* Kader Sayısı 7: Derviş- Kültür Adamı
İlgilendiğiniz bir şeyi inceden inceye araştırırsınız. Yaratılıştan analizler yapmaya, sorunları çözmeye yatkınsınız. Derinlemesine düşünmek sizi mistik arayışlara yönlendirebilir.
* Kader Sayınız 8: Ürün Toplayıcı- Bağışlayıcı Adalet
İnanç ve iradeyi kaynaştırma yeteneğiniz var. Doğuştan otorite sahibisiniz ve yorgunluk nedir bilmezsiniz. Maddesel olanaklara sahip olmak için çabalarsınız ve başarılı da olacaksınız.
* Kader Sayınız 9: Metafizikçi- Kaderci
Gizemli şeyleri örten perdeleri aralamayı deniyorsunuz, parapsikolojiye meraklısınız. Hayatınızın parolası hizmet etmek. Amacınız hoşgörülü, anlayışlı ve kusursuz olmak.



19.04.2007, Yeni Aktüel




Henüz Yorum Yapılmadı

 

  kategorideki diğer yazılar    diğer kategoriler    sayfa başı